USD37,94
%0
EURO42,17
%2.3
CNY5,20
%-0.39
GBP50,07
%1.44
EURO/USD1,11
%2.09
BIST9.525,96
%0.03
Petrol70,14
%-6.42
GR. ALTIN3.770,42
%-1.47
BTC3.122.213,84
%-0.49
Ucler ulukok
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Asrın mezelleti

Asrın mezelleti

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Asrın mezelleti

 İshak Koç

İshak Koç

+

Zamanın hızlı geçişinden, herhangi bir mevzuun üstünde fazla kalamayıştan, her şeyin aşırı akışkanlığından rejimler de nasibini alır. Elli dört yıllık Esed rejimi, altmış bir yıllık Baas hâkimiyeti bir anda yıkılıverir. Nasipsizlik herhalde Yahudi’ye has olsa gerektir ki, oluşturmaya çalıştığı derme çatma rejimler bir türlü yıkılmaz! Oysa on iki gün gibi kısa sayılabilecek bir sürede, üstelik ahım şahım bir savaşa da girilmeden köklü sanılan bir rejim yıkılıverir. (Ahım şahım bir savaşa girilmeden yargısı, bazılarının içini serinletmeyen bombardımana işaret sayılabilir. Hani Abd, İngiltere, Fransa saldırısına ilişkin sıkıntılı ve samimi bir tavırla atılan füzelerin yetersizliğini belirten, içi bir türlü serinleyemeyen aktivistler bu müşkül durumdan şikâyet eder. Yoksa savaş beğenmemek kimsenin haddi değildir.) İşte böyle durumlarda bir türlü yıkılmayan, sallanan ama sarsıldığı zeminde soykırımına devam eden, hatta kuzeyine doğru tehditler savuran rejimler, birilerinden fena halde destek alıyor olmalıdır ki, gayrimeşru varlığını devam ettirir.

Toprağından edilen, yurdundan koparılan, evi barkı yıkılan Suriyelilerin kaçta kaçı geri döner bilinmez. Nekbe Günü’ne benzemese de aynı emelin, aynı Siyonist planın neticesinde yurdundan çıkarılıp bilmediği topraklara, mülteci kamplarına, kentlerin varoşlarına yerleştirilen insanlar, güç de olsa bir dönüş hayalini canlı tutar. Bir yandan göçtüğü ülkelerde tutunabilen tutunur, sermaye bulabilmişse daha evvel iştigal ettiği işini kurar. Sınırlar, sorunlar, imkânsızlık ve işsizlik yoksullar içindir. Ki onların Türkiye’de, Lübnan’da, ulaşabilmişse Kanada’da yaşamasıyla Suriye’de yaşayamaması arasında pek fark bulunmaz.

Kimileri kardeşi Esed’in uzattığı eli anlamadığını söyler. Şikâyet Şam’ın anlayışsızlığına yöneliktir de Şam’ın uzatılan eli anlayamaması aynı zamanda el uzatışın itirafıdır. Zalim olduğu iddia edilen birilerine el uzatmak pek de masum bir eylem olmasa gerektir. Hani herhangi bir Siyonist temsilciye el uzatmak, elini eteğini kaptırmak, anlaşılan konu üstüne el sıkışmak gibi… Demek ki Yahudi’nin ölmesi gibi kırk yılda bir gerçekleşen cinsten meselelerde yanlış öngörüde bulunulduğunun üstü örtük itirafı da böyle yapılır. Şam’dan çıkıp muhtelif ülkelerde misafir edilen insanlar tam da bunu görmek zorundadır. Zira mesele rejimin zulmüne karşı insanlara sahip çıkmak değil, misafir edilen insan başına BM’den fonlanmak şeklinde kendini gösterir. Hem de bu zelil durumun süreğini sağlamak adına Şam’la el sıkışmayı teklif edecek kadar… Herhalde olan bitenin uzatılan elle bir alakası yoktur. Esed şayet o ele yanaşmadığı için devrilmişse vaziyet daha da vahimdir ki bu, iddiada bulunanı fail yapar. Bağımsız bir ülkenin iç işlerine limon sıkmak, rejim değiştirmeye kalkanlara destek vermek gibi… İnsana, aynısı sana yapılsa hoşuna gider mi diye sorulur.

Eski defterler ve de sümen altları yoklanmalıdır. Zira oralarda bir yerlerde Tel Aviv’e uzatılan ama Yahudi’nin anlamadığı bir el bulunabilir. Yahut çok geç olmadan oraya doğru uzatılan elin, ticaretin ve lojistiğin itirafı gelmelidir. Gelmez. Beklemek beyhudedir. Ne tuz kokusu ne Allah korkusu işbirlikçiyi menfaatinden etmez. Aksine feragat ettiğini iddia ettiği kısım için gözyaşı döküşüne, acısını cümle âlemle paylaşıp bunu fedakârlık zannedişine şahit olunur. Fedakârlık, diğerkâmlık, insanlık adam akıllı yüz değiştirir. Artık hamburger yememek, kola içmemek, kahve dökmek suretiyle zalim rejimleri devireceğine yürekten inanan insanlar bulunur. İşbirlikçinin unutturulduğu, sadece “Kahrolsun İsrail” sloganları atılan, herhalde failin kendi kendine bir köşede lütfen kahroluvermesi arzu edilen eylemler… Belki Esed de bu denli boykota uğramış olsa, bu kadar protesto edilse çoktan devrilirdi diye düşünülebilir!

Yapılan yüklü ticaretin dile getirilişi, anlaşmaların ve akışın protesto edilişi her halükârda işbirlikçilere nasıl bir tutum sergileyeceğini şaşırtır. Karşılığında zulme uğramak, haksızlık ve şiddet görmek olasıdır. Ancak bir zalimin haddini kendi kendine bilmesi, anlayıp duraksaması, durulması beklenemez. Bu sebepten her fırsatta, her şart ve koşulda işbirlikçilere durumu hatırlatmak, içine düştükleri mezelleti vurgulamak gerekir. Eyleyip hayatının bir haftasını hapiste geçirenler insanlığın yüz akıdır. Lakin eylem, kifaye bir ibadet olmadığından kimsenin sorumluluğu üstünden kalkmaz. Ne Şam ne Beyrut ne de Doğu Türkistan, Siyonist zulmü ve işbirlikçilerini unutturamaz. Nihayet her Siyonist kendi menfaatinin, her mazlum kendi zaliminin esiri

Asrın mezelleti
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Miralay Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!